Tarımda kullanılan kimyevi maddeler ve hormonlarla bozulan denge, hormonsuz organik tarımla yeniden kuruluyor. İhracat potansiyeli çok büyük olan organik tarım, hükümetin sübvansiyonuyla geliştirilecek.
Milyonlarca dönümlük tarım alanı bulunan ülkemizde, son yıllarda artmaya başlayan kimyasal katkılı ürünlerin zararı her geçen gün tehlikeli boyutlara ulaşınca, tüm dünyada yayılan `doğal ürüne dönüş` gayreti, Türkiye`de de gelişiyor. Organik tarım ürünü olarak adlandırılan ürünlerin talebinin tüm dünyada artmasıyla üretim de büyüdü. Teknolojik gelişmeyle birlikte kirlenen toprak ve su nedeniyle, gelişmiş ülkelerde organik tarım yapacak toprak bulunmaması, Akdeniz ülkelerini bu alanda `cennet` haline getiriyor. Şimdi birçok Avrupa ülkesi, organik tarım için kirlenmemiş su ve arazi arıyor. Bu imkan da Türkiye`de mevcut…
Ekolojik tarım nedir?
Ekolojik tarım, üretimde kimyasal girdi kullanmadan, her aşaması kontrol edilen, sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Ekolojik tarımın amacı; `toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumak` olarak adlandırılıyor. Geçmişi 20. yüzyıla dayanan ekolojik tarımda temel öğe, ekolojik dengenin korunarak bitkisel ve hayvansal üretimin aile işletmeciliği şeklinde yapılması, kendi kendine yeterliliğin yeniden sağlanması olarak adlandırılıyor. 1. ve 2. dünya savaşlarında büyük talep gören ekolojik tarım, bilim çevrelerinin baskısıyla yasaklanan organik tarım, 1980`lerden sonra yeniden gözde oldu ve son olarak ABD`de 0-2 yaş grubu çocuk mamalarında ekolojik ürün kullanımının mecburiyetiyle uluslararası değer kazandı. Ülkemizde ekolojik tarım faaliyetleri 1986 yılında, Avrupalı firmaların isteğiyle başladı, ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda gerçekleşti. 1992 yılında yayınlanan mevzuatla uygulama şekilleri belirlendi, 1994`teki yönetmelikle geliştirildi. Ancak üretimin kanuna dayanmaması, bu konudaki en büyük eksiklik olarak değerlendiriliyor.
Türkiye`de organik tarım, kurutulmuş incir ve üzüm üretimiyle başladı. 1985-90 yıllarında bu ürünlere kabuklu meyveler eklendi. Yapılmaya başlandığında yaklaşık 8 ürün çeşidi vardı. 1990-98 yılları arasında ürün çeşidi 60`a, 2000`li yıllarda ise 102`ye ulaştı. Ancak, Türkiye`de organik tarım tamamen ithalatçı şirketlerin belirlediği üretim şeklinde yapılıyor. Oysa gerek yüzölçümü, gerekse farklı iklim şartları sebebiyle sayısız ürün yetiştirme imkanı da araştırılıyor.
Yüzde 98`i ihracata
Türkiye`de son yıllarda işlenmiş organik ürünlerin miktarı da artmaya başladı. Dünyada ise bu çeşitlilik mobilya, kozmetik, şampuan, balıkçılık ve yün gibi çok geniş bir alana yayılıyor. Türkiye`de üretilen organik ürünlerin yüzde 98`i ihraç ediliyor. İhracatta yüzde 60`lık payla Almanya`ya ilk sırada yer alıyor. Arkasından ABD ve diğer Avrupa ülkeleri geliyor. Bu alandan sağlanan yıllık ihracat geliri ise 100 milyon dolar civarında. Dünyada organik tarım pazarı ise 16 milyar dolar civarında tahmin ediliyor. İşte rakamlar: * Dünyada 24 milyon hektarda organik tarım yapılıyor. Avusturya(10 milyon hektar), Arjantin(3 milyon hektar) ve İtalya(1.2 milyon hektar) ilk sıralarda.
* Batı Avrupa, organik yiyecek ve içecekte dünya lideriydi. Ancak artık üstünlüğünü Kuzey Amerika`ya kaptırdı. Avrupa`da organik ürün satışı, 2002`de yüzde 8 oranında artarak 10.5 milyar dolara ulaştı.
* Organik tarıma 2002`de Avrupa`nın en büyük pazarı Almanya, 3.06 milyar dolar; dünyanın üçüncü en büyük pazarı İngiltere 1.5 milyar dolar; İtalya ve Fransa pazarları 1.3 milyar dolar harcadı.
* Kuzey Amerika, 2002`de 11.75 milyar dolarlık yiyecek ve içecek sattı.
Hangi ülke ne alıyor?
* Baklagiller: Almanya, İngiltere
* Kuru incir: Avustralya, Avusturya, Belçika, İsviçre, Kanada, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Hollanda, Norveç, İsveç, ABD, İngiltere.
* Kuru kayısı: 13 ülke.
* Meyve suyu: Almanya, Yunanistan, İsrail, ABD.
* Kuru üzüm: 11 ülke.
* Dondurulmuş gıda: Belçika, Brezilya, İsviçre, Fransa, Danimarka, Almanya, İspanya, İsrail, İsveç
`Mayınlı arazi` üretecek
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü, 2004`ün tarımın atılım yılı olacağını söyledi. Sektörü çok düşük faizli kredilerle destekleyeceklerini, faiz oranlarındaki sübvanse edilecek miktarın en büyük kısmının ise organik tarıma ayrılacağını belirten Güçlü, `İhracat amaçlı organik tarım 1986 yılında başladı. İlk yasal düzenlemeler 1994`te yapıldı. 1996 yılında yaklaşık 2 bin sözleşmeli çiftçi 7 bin hektar alanda 10 bin ton üretim yapıyordu. Şimdi 15 bin üretici yaklaşık 112 bin hektar alanda 281 bin ton kapasiteye ulaştı` dedi. Güçlü, organik tarımla ilgili çalışmalarını da şöyle özetledi: Bu yıl içinde Organik Tarım Kanunu`nu çıkarma gayreti içindeyiz. Ulusal Organik Tarım Strateji belirleme çalışmalarına devam edilecek. Türkiye`de organik tarım için en uygun alanlar su havzaları. 38 su havzasında organik tarım yapılması ve buraların organik tarıma açılması yönünde DSİ ile protokol yaptık. İlk aşamada 6 ilde baraj çevrelerinde organik tarım çalışmalarını bu yıl başlatacağız. Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenerek organik üretime açılması çalışmalarını ise daha önce başlattık. Dünya organik pazarı 20 milyar dolarlık bir hacme sahip. Bu pazarda Türkiye`nin payı ise 10 binde 1 seviyesinde. İnanıyorum ki 2004, organik tarım yönünden atılım yılı olacak.` En temiz tarım arazisi Türkiye`de bulunuyor
Tarım Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Ekiz, organik tarımın, tarım arazilerinin kirlenmeden gelecek kuşaklara aktarılması ve insanların temiz gıdalar tüketebilmesi için öneminin büyük olduğuna söyledi. Avrupa`da ve Orta Doğu ülkelerine en yakın organik tarıma uygun kirlenmemiş tarım arazilerinin Türkiye`de yer aldığını açıklayan Ekiz, `Özellikle AB üyesi ülkelerin organik tarım ürünlerine talebinin yüksek olması ve bunun sürekli artması sebebiyle önümüzdeki 10 yıl içerisinde organik ürün ihracatında büyük kazançlar elde edebiliriz` dedi. Ekiz, kırsal alanda yaşayanların, organik tarım ürünleri sayesinde doğduğu yerde yaşayabileceğini dile getirdi.
`Dünya 9`uncusuyuz hedef birinci olmak`
Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türkiye`nin organik ürün pazarının 2003 yılında 36.9 milyon doları ihracat olmak üzere toplam 40 milyon dolara ulaştığını hatırlattı. 2002 yılında 19 bin ton olan organik ürün ihracatından 30 milyon 877 bin 140 dolar gelir elde edildiğini belirten Demrici, ` 2003 yılında ihracat 21 bin tona, gelir 36 milyon 932 bin 995 dolara çıktı` dedi.
Türkiye`nin dünyada 18 bin 385 organik tarım çiftliğiyle dokuzuncu sırada bulunduğuna işaret eden Ahmet Demirci, 57 bin hektarlık organik tarım yapılan alanıyla 29`uncu sırada yer aldığının altını çizdi. Demirci, `Verimli toprakları, iklimi, ekolojik çeşitliliği, jeo-stratejik avantajları ve coğrafi fırsatlarıyla Türkiye`nin, bir organik tarım cenneti haline gelmemesi için hiçbir sebep yok` diye konuştu
`Suyu ve toprağı iyi kullanırsak lider oluruz`
Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürü(TÜGEM) Hüseyin Velioğlu, Türkiye`nin topraklarını en iyi şekilde değerlendirmesi halinde ekolojik ürünler konusunda dünyanın en önemli oyuncularından biri olabileceğini söyledi. Ürün farklılığı ve topraklarının yüzölçümü sebebiyle AB ülkeleri arasında söz sahibi olabileceğimizi belirten Velioğlu, `Kuzey Avrupa ülkelerinden firmalar, Güney Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde ekim alanları arıyor. Türkiye`nin büyük bölümünde üretim geleneksel yöntemlerle yapılıyor. Bu büyük avantaj. Toprağımız kirli değil. Bu, organik tarıma geçiş sürecini kısaltıyor` diye konuştu.
Kaynak: www.turkiyegazetesi.com 27/06/2004